Make your own free website on Tripod.com

FİRAVUNLAR

-Firavunların dönüşü-

            Firavunlar dünya dünya olalı hiç bitmez. Bir sürü firavun hikayeleri dinlersiniz, sonra dünya firavunlardan kurtuldu dersiniz , bir müddet kaybolurlar sonra tekrar açığa çıkarlar. Hem de var güçleriyle. İşte sizlere son model global bir firavun hikayesi. 


            Bir grup insan bir araya gelmiş, "Dünyada bu kadar yolunacak kaz varken, artık artık dünyayı ele geçirme zamanı geldi arkadaşlar " demişler ama nasıl diye kendi kendilerine sormuşlar? Biz bir avuç insanız, bu kadar insanı topla tüfekle ele geçiremeyiz, ne silahımız var, ne insan gücümüz yeter demişler. Bari silahtan sonra en büyük güç neyse onunla ele geçirelim demişler ve bu gücün para olduğuna karar vermişler. Tüm dünyayı parayla ve paranın gücüyle yaptırılan kanunlarla ele geçirelim demişler. Hele ortada bu kadar miskin, ehli keyf ve para sever varken işimiz daha da kolay olur demişler. Bu kanunları kimler çıkarır? İnsanlar demişler.

            o halde her ülkeden insanları seçelim, kendi akademilerimizde eğitelim, onları kariyer ve para ile gönüllerini alalım ki işlerimize yardımcı olsunlar demişler. Büyük bir aşkla başlamışlar çalışmaya. Paraları çok bolmuş, dünyada rehavet de çokmuş. Daha ne olsun. Ellerinde bond çantaları olan adamları salmışlar dünyanın herbir yerlerine. Size borç para verelim , durumunuz iyi değil demişler, iyi bile olsa daha iyi olsun demişler. Tabi ki para tatlı, ülkeler balıklama atlamışlar. Bir müddet sonra borç almaya alışkın ülkelere demişler ki, size şartlarımız var, isteklerimiz var, bunları yaparsanız tekrar borç para veririz, tabiki faiziyle demişler. Batakçı ülkeler ona da razı olmuş yeter ki para gelsin.

            Daha sonra kendi akademilerinde yetiştikleri adamları bu ülkelere salmışlar, onları istedikleri ülkelerin başına geçirmişler, onları büyük adamlar diye halka tanıtıp işi kıvamına getirmişler. Garip kazlar da gerçekten onları kurtarıcı sanmışlar. Ülkeleri borç ve faiz batağına sürüklemişler. İnsanlık şerefini yok edene kadar uğraşmışlar, paraya alışmış bir grup yöneticinin insanlık onuru umurlarında bile değilmiş.Halk ezilmiş,gebermiş, aç kalmış düşündükleri bile yokmuş. Yeter ki para gelsin kendileri rahat etsinlermiş. Yiye yiye de bir türlü doyamamışlar her nedense, sanki karınlarındaki kurt her şeyi yiyormuş. Doyamamaktan bir türlü de rahat yüzü göremiyorlarmış.

            Ama oyun bitmemiş. Para almalar o ülkeler için sonun başlangıcı imiş ama nerede onu farkedecek yöneticiler. İstekleri bitmiyormuş firavun taslaklarının. Daha da daha da diyorlarmış. Biz insanlığı kurtarmak istiyoruz, ülkenizi kurtarmak istiyoruz ama bunları yapın, şunları yapın diyorlarmış. İçlerinden de bunkarı yapında ister ölün , ister geberin diyorlarmış. İsteklerini yaptırabilmek için bilim adamlarını, basını, yöneticileri, bankaları para ile ele geçirme yoluna gitmişler. Daha sonra da devletiniz çok güçlü, ortalığa çok hakim, devleti zayıflatın, bölgelere bölün, her bölge kendini yönetsin de biz ortalıkta daha iyi cirit atalım diyorlarmış. Bütün bunlar da özgürlük adına imiş. Hem de para az gider diyorlarmış. Bütün güçlü kurumları satın, özelleştirin, şirket evlilikleri yapın diyorlarmış. Ortak olursak bizim saf kazları nasıl olsa kolay ele geçiririz diyorlarmış. Saf, basiretleri bağlı adamlarımız da rahat içinde yaşamaktan, sadece para kazanma sanatından başka bir şey bilmemekten, gerçekleri göremeyip balıklama atlıyorlarmış bu fikre. Halbu ki bu şirketler adam olsun diye, bu hale gelsin diye halk varını yoğunu vermiş. Ama firavun taslakları, hazıra konmayı, beleşi çok seviyorlarmış. Ülkelerde suni krizler çıkartıp, para alıp satmaktan, borsayı düşürüp yükseltmekten, havadan paralar kazanmaktan çok hoşlanıyorlarmış. Ülkelerin varını yoğunu bu yolla hortumluyorlarmış. Nasıl olsa o ülkeler de yetiştirdikleri hortum imalatçıları da bolmuş. El Nino fırtınası bile gittiği yere bu kadar zarar vermiyormuş.

            Daha bitmemiş. Azıcık tarımdan para kazanan köylülerin de gelirine göz dikmişler. Stoklarınızı bir an önce bitirin, fazla ekip biçmeyin, hayvan yetiştirmeyin, biz her şeyi daha ucuza veririz diyorlarmış. Tarımı, hayvancılığı öldürüp, insanlara önce ucuz verip sonra pahalı vererek insanları açlığa mahkum ediyorlarmış. İnsanlar aç kalça biz ancak doyarız diye düşünüyorlarmış. Sınırları kaldırın, ordunuzu yok edin bu kadar askere ne gerek var diyorlarmış. Ama en ufak bir ufak bir olay da kendileri yedek asker stoklarını orduya sokuyorlarmış. Var güçleriyle silah üretip, istedikleri ülkelere satıyorlarmış, kendi ülkelerinin silahlarına inanılmaz önem veriyorlarmış. Başka gezegenleri bile ele geçirmek için çareler üretiyorlarmış. El attıkları her ülkeyi , kurtarma adına yapıyoruz dedikleri yaptırımlarla batırıyorlarmış. Çaresiz halk bunu farketmeye başlamış ama rahat içinde olanlar , durumu fark edemeyip var güçleriyle onlarla iş birliği yapıyorlarmış.

            Sonun da ülkeler adım adım modern firavunların eline silahla değil kanunlarla geçiyorlarmış. Küreselleşme adını verdikleri bu yutturmaca ile tüm insanlığı global köle haline getiriyorlarmış. Hatta buna karşı çıkanları da fişlemeyi bile düşünüyorlarmış. Her başa global ya da antiglobal bir fiş. Tak fişi çek pimi diyorlarmış. Ellerinden gelse öbür dünyanın da tapusunu alacaklarmış.

            Unuttukları bir şeyler varmış ne de olsa. Geçmişteki firavunların sonunu unutmuşlar. Büyük tufanları, büyük depremleri unutmuşlar. Atlantis hikayesini bile okumamışlar. Her şeyiyle dünyayı ele geçirdiklerini , düşüncelerine ulaştıklarını sandıkları bir anda büyük gücün kendilerini yok ediceğini hiç düşünememişler.Çünkü herkes gibi onların da bir kör yanı varmış. Hep başkalarını yolunacak kaz gibi görenler, kendilerinin de beyinleri ve kalpleri bağlı şeytanın kölesi olan birer janti olduklarını farkedememişler. Başkalarına sürekli çağ atlatacağız derken kendileri firavunların çağında ki hırslarıyla yaşıyorlarmış.

            Evet bu acı ve gerçek hikaye de ; düşünüyorsam varım, benim de yapabileceğim bir şeyler var diyen, hayatın zorluklarını farkeden ve başkalarının çektiklerinden acı duyan bir gariban hatunun kaleminden çıkmış. Bu hikayeye inanıp inanmamak ta sizin bileceğiniz bir iş. Firavun taslaklarının başarılı olamaması dileğiyle bu hikaye de böyle bitmiş. Herkes erememiş muradına bu güzeller güzeli dünyada.